Mekanın iç dekoru ve ambiyansı gayet güzel...
Mekan son dönemin trend muhiti Çukurambar'da. Arabayla giderken arkadaşım Mert'e; "Bizim peder 40 sene önce burada oturuyormuş. Gecekondu diye beğenmemiş de çıkmış gitmiş. Şimdi bir gecekondu parsellemiş olsa trilyonluk olmuştuk pihuuu" diye leş bir muhabbet yaptım. Neyse ki fazla yüz vermedi :))
Dün akşam 9 gibi mekana geldik. Çarşamba günü olduğu için mekan biraz boştu. Acaba bu yüzden mi boştu? Buna yazının sonunda birlikte karar veririz...
Serviste biraz kararsız kaldık. Çünkü yemekler gerçekten aşırı pahalı! Açıkçası House Cafe'de hiç yemek yememiştik ve iyi bir yemek bekliyorduk.
Mesela bir House Burger aldık. 25 lira. Benim piyasada gördüğüm en pahalı antrikottan çekilmiş burger burada olmalı. Masaya buz gibi geldi! Buzdolabından çıkarılsa işte bu kadar olurdu. Restoran çok yoğun olsa belki kısmen kabul edebilirsiniz. Fakat 4-5 masanın kaldığı bir akşamda bu olmamalıydı.
Fakat soğukluğundan ziyade berbat bir tadı var. Bakın kötü filan demiyorum, berbat diyorum! Tarif edebileceğim tek sıfat bu. Çok kötü bir kıyma, içine tuzu basmışlar. Zaten tuzdan ciğerlerim haşlandı! "Eti karamelize ediyoruz" diye dışını yakmışlar. Akşam yemeği yememiştim. Aykırı bir lezzet aramak istemedim. Hamburgeri seçtim. Belki de verilebilecek en yanlış karardı, bu restoran için.
Karnım çok açtı. Buna rağmen 45 dakikada filan zorla yiyebildim. Normalde burgerlere tuz ilave ederim. Fakat bu yediğim şeyden içim bayıldı. Hamburger masaya geldiğinde antrikottan çekildiği için miss gibi et kokar normalde. Fakat bunda ağır bir yanmışlık kokusu vardı. İçinde avuç içi kadar kalın bir soğan. Ekmeğine baktım. Bayat! kızartmışlar. Hamburger ekmeğini bir mekan böyle kuruyuncaya kadar kızartıp getiriyorsa; ayıp ediyordur çünkü ekmek bayattır. Hamburger ekmeği zaten kızartılmaz. Pamuk gibi olmalıdır.
Ekmeğin durumuna bakın? Bayat olduğunu anlamanız için gurme olmanıza gerek yok! Köftenin eti? cazip geliyor mu? Peki...
O kadar kötüydü ki yemekten sonra tatlı alacaktım. Fakat midem perişan oldu hiçbir şey yiyemedim. Şu an bile midem berbat bir halde. Kahvaltı bile yapamıyorum. Nasıl kötü bir hamburger yedirdiklerini tahmin edin. Buna 25 lira istiyorlar?!
Yanında gelen patatesler battal boy kesilmişti. Şöyle bir baktım yağ çekmişti! Ankara'da burgerin yanında en kötü patatesi The Bigos veriyor sanıyordum. Burayı da keşfettik :))
************************************
Interlude: Emine Beder Bacınızdan Tüyolar
Yemek yapmaktan pek anlamam ama patates kızartmayı iyi bilirim. Patates dilimleri sıcak yağa atılmaz. Yağı fokurdatana kadar kaynatmanız lazım. Ortalığı ağır bir yağ kokusu sarıp, yağ agresif şekilde kaynamaya başladıysa; artık patatesleri yağa atabilirsiniz. Dikkat edin, patatesler ıslaksa; üstünüze kızgın yağ sıçrayabilir. Fakat daha az yağ çeker. Dışı gevrek, içi pamuk gibi olur. Ve en önemlisi bu resimdeki patatesler gibi mat durmaz. Altın gibi parlar! Dünyanın en zararlı yiyeceklerinden birini yerken mutlu olursunuz :))
************************************
Ekşisözlükte yemeklerle iligili abartı negatif yorumları okuyunca gülmüştüm. ama kesinlikle doğru...Bolonez Soslu Lazanya? Eğer bu lazanya ise ben hayatımda hiç lazanya yemedim. Nette basit bir turla lazanya örneklerinden birine bakalım isterseniz???
İşte gayet nefis bir lazanya. Bir inşaatın malzemeleri gibi. Tek tek toplanıp, yekpare bir yapıya dönüşmüş gibi...Bir tane daha bakalım mı? Üşendim. link veriyorum hepsine tek tek bakın lütfen: http://bit.ly/JUTwLA
Bizim lazanyayı diğer lazanya arkadaşları yolda görse tanıyamazlar. Resmen başkalaşım geçirmiş :)) Nasıl Lazanya bu?! Hey şef garson. Hey aşçııı. Sen aşçıysan; bu lazanya ne, eğer bu lazanya ise sen nesin?
Bilmiyorum. Okuyan karar versin? Sonra mekan sahipleri bana kızıyorlar. "Yaaa işte hiçbir şeyi beğenmeyen adammm!!".
Hıhı tabi. Eskidendi o. 15 sene önce müşterinin gıkını çıkmadığı yıllardaydı. İnternet artık güvenli ellerde. Robin Hood'larda. Müşterinin olduğu kadar biz sizin de iyiliğiniz için yazıyoruz bunları. Gel bak sana ne göstericem şimdi. Senin göremediğini ben görüyorum eyyy mekan sahibi, ey ulu işletmeci?!
Bu ne kardeşim?
Bu ne arkadaşımmm?
Tuvaletten çıkar çıkmaz karşıma çıkan bu manzara neeee?!
Bak bizim apartmanın kömürlüğü değil burası. The House Cafe'nin tuvaletlerinin hemen çıkışındaki manzara. O yeni sıvanmış duvar, o duvardan sarkan kumanda aygıtı. Bu nasıl bir görüntü. Bizim evde böyle bir görüntü olsa annem havale geçirmişti sinirden :))
************************************
Neyse ki yazdıklarımı okuyup, önemseyen; kendine çeki düzen veren işletmeciler de var. Misal; Macarons'un işletmecisi olan hanımefendi. Eleştirdiğim her şeyi düzeltmişsiniz. Fiyatları da genel olarak happy hour ve şehir fırsatları ile istediğim seviyeye çekmişsiniz. Tebrikler :))
************************************
Tabi ben normalde fiyatlardan bahsederim. The House Cafe'ye hiç gitmediyseniz sıkı durun. Çünkü fiyatlar "patlayan bir bomba"!
Önce genel yemek panoraması. Makarna fiyatları genel olarak 18-20. Salatalara pek bakamadım. Ama tavuk yemekleri 25'ten başlıyor 35'e kadar. Steak fiyatları 35 civarı. Tatlılar 10-12 arası değişiyor.
"Ne 12 liraya cheesecake mi?! şaka yapıyorsun?" deme sakın bana :)
İçecekler. En ucuz içeceklerden biri soda. Ama kola içerim derseniz genel fiyat 6,5 lira. Arkadaşım Cola-Zero istedi. 200 ml cam şişede getirdiler. Dişinizde oyuk filan varsa; oraya boşaltın, 200 ml kola orayı akmadan doldurur. O kadarcık bir şey :) Bu ebatta kola, bu mekana hiç yakışmıyor. Arkadaşım epey uyuz oldu bu olaya. "Merttt. Zero içme dostum. Aspartam var onda, kanser yapıyor!!!" :)))
Alkollü içkilerde referans fiyatlarım genellikle biralar. Bira fiyatları ortalama 12-14. Bunlar da size fiyatlarla ilgili genel bir fikir vermiştir sanırım...
Bu tuvalet turu atıp geldik. Bir daha atalım. Bir de içeriyi detaylı görelim.
Tuvalet gayet temiz, gayet ferah. Yemekleri değil ama tuvaleti çok beğendim :))
Mekanın yan tarafında güzel bir bahçe var. Oraya bar da yapmışlar. Hafta sonu cuma-cumartesi orası nasıl oluyordur. Bize en çekici yer orası geldi.
Sonuç olarak mekanı biz pek beğenmedik.Filistin Caddesi'ndeki The House Cafe'ye gelen birisi buraya gelirse daha ilk baştan hayal kırıklığı yaşar. Çünkü mekan konsept olarak romantik sevgili mekanı havasına bürünmüş. Foursquare'de bir kız yazmış. "Modern Pastane" demiş. Güzel tespit :)
Üstelik mekan, Çukurambar gibi bir yerde. 20 metre ilerde, köyden emmilerin işlettiği pastane bile lüks restoran konseptindeyken; yanında Teppenyaki gibi muhteşem bir yer varken; benim burayı "yemek için" tercih etmem çoook zor! Bu fiyatlarla, bu lezzetlerle; imkansız!
Not: Bizim fikrimiz yemekten sonra tatlı ile kahve veya çay içmekti. Fakat Burger'den sonra midem allak bullak olduğu için tatlı yiyemedim. Zaten açıkçası tatlıları da denemeye cesaret edemedik :))
Editörün Notu:
Dekorasyon & Ambiyans: 4,5 (Şimdi burada ambiyans derken kastettiğim şey; mekanın dolu olması filan değil. Konsept ve dekorundan bahsediyorum. İçerisi gayet ferah. Sakinleştirici bir atmosferi var. Arkadaşınızla gelip, yemek yemeseniz bile birer bira içip sohbet edebilirsiniz. Çok dinlendirici bir yer. Abartı dekordan kaçınılmış)
Müzik: 4,5 (Müzik bir restoranda olması gerektiği gibi futurejazz, lo-fi stilinde çalıyor. Bir ara müziğe özellikle kulak verdim. Playlist gerçekten başarılıydı. Garson akşam 6'dan sonra DJ çıktığını söyledi ama sanırım Filistin'deki şubelerini kastetti. Müziği bozmasınlar. Sesi de gayet iyi. Daha fazla sese gerek yok)
Müzik: 4,5 (Müzik bir restoranda olması gerektiği gibi futurejazz, lo-fi stilinde çalıyor. Bir ara müziğe özellikle kulak verdim. Playlist gerçekten başarılıydı. Garson akşam 6'dan sonra DJ çıktığını söyledi ama sanırım Filistin'deki şubelerini kastetti. Müziği bozmasınlar. Sesi de gayet iyi. Daha fazla sese gerek yok)
Garsonlar: 2,5 (Garsonlar vasat. Ben çok ilgi görmedim açıkçası. Kafalarına göre turlanıp durdular. Bir masaya 3 tane garson geliyor. Bizim masaya hizmet eden garsonu görmemiz pek fazla mümkün olmadı. Yakasında trainee yazıyordu. Aslında hepsinin yaka kartında staff nickleri yazıyordu. İsim hiç göremedim. Hesap gelirken isimliğini taktı. Neydi bu şimdi? Bazılarının önünde önlük var. Bir tanesi gömleğinin eteklerini dışarı çıkarmış. Garip bir görüntüydü.
Yemek yiyoruz. Sonra içecekler bitiyor. İçecek teklifi yok. Tatlı teklifi yok. Yemekten sonra ne ekstra peçete, ne hijyenik mendil geliyor. İlla ki biz istemeliyiz. Ee sonra o garsona ben yüksek not nasıl vereyim. Vasat...)
Servis & Yemekler: 2 (Yemeklerin servisinde sıkıntı yoktu diyemem çünkü yemekler soğuk geldi. Özellikle benim yediğim; House Burger resmen buza kesmişti. Burger, tat olarak çok kötüydü. Yukarıda yazdım. Hatta 12 saat geçti. Şu an bile kendime gelemedim. Öğle yemeği geldi ve halen bir şey yemek istemiyorum. Arkadaşımın lazanyasının genetiğiyle oynanmıştı. O beşamel sosla iyi oluyor lazanya dese de, bu lazanyanın tek eksiği kesinlikle beşamel yerine bolonez sosun konmuş olması değildi. Canını sıkmak için lazanya konusunda yorum yapmadım)
Fiyat-Performans Oranı (F/P): 2 (Şimdiiii. Burada aslında şimdiye kadar yapmak istediğim bir şeyi yapacağım. Çünkü fiyatlandırma bölümünde biraz sıkıntı oluyor.
Pahalı?! Ama neye göre pahalı?!
Ucuz. Ama ya lezzet? Ya servis? Ya kalite?!
Bunu kıyaslamak gerek. O yüzden bundan sonra F/P ile "fiyatın performansı karşılayıp karşılamadığını" kıyaslayacağız.
Fiyatlar çok pahalı. Bir bira 13 lira. Bir Hamburger 25 lira. Bir Steak Yaklaşık 40 tl. Tatlıııı? 12tl! 12 liraya bir dilim cheesecake satılıyorsa; benim orada lezzet çığlıkları atmam gerek.
Bana çok über, çok sıradışı bir konsept vermiyorsun...
Bana manzara vermiyorsun...
Bana hiçbir şey vermiyorsun. Restoransın ve senden bu bedelin karşılığını istiyorum. Bu benim hakkım.
Köşe başındaki kahvede salçalı kaşarlı tost yapan adam, yarım ekmek arasına tost için 2 lira isterse; tadı iyiyse; onun F/P oranı benim için 5'tir. Bir tost makinası, bir ekmek, kaşar ve salçadan daha fazla bir şey beklemem; saçma olur çünkü.
Ama ben buraya sadece "doymak için" gelmiyorum. Sadece doymak gibi bir niyetim olsa; annemin muhteşem ellerinden çıkan yemeklerini yerim. Hem bedava, hem de onun sevgisi saklı içinde :)
Evde anneniz önünüze yemeği biraz ılık koyduğunda serzenişte bulunuyorsunuz. Ama 25 lira mukabilindeki bir yemek buz gibi gelince, sesinizi çıkaramıyorsanız; kuyruğunuzu kıstırıp gidiyorsanız olmaz!
Böyle bir yerden, yüksek performans beklemek bir müşterinin hakkıdır. Ama maalesef bu restoran için bu mümkün değil. Detaylarını yukarıda yazdım. Burada ekstra bir şey yazmaya açıkçası pek fazla gerek yok. Bu bölümde artık Mustafa Topaloğlu gibi sadece felsefe yapıyorum :)
En başta yazdığım gibi; "House Cafe'nin hiçbir house'luğunu göremedik" En güzeli bizimkiymiş. Her yerinde anne sevgisi var. Buram Buram...)












